Harika Ören Yazdı
İstanbul Film Festivali, bu yıl da sinemanın en güncel ve çarpıcı örneklerini bir araya getiriyor. Festivalin zengin programında yer alan, gülümseten hikâyeler ile gençliğin farklı hâllerini odağına alan filmlerden oluşan iki özel seçkiyi Gülümseten hikâyeler ve Hayatın içinden, küçük anların duygusunu incelikle taşıyan filmlerle sinama severlerle buluşuyor.
Yönetmen Anders Thomas Jensen, Son Viking’de ekibi yeniden topluyor. “Adem’in Elmaları ve Riders of Justice” filmlerinden sonra “Mads Mikkelsen ile Nikolaj Lie Kaas” bir kez daha bir araya geliyor.
Oyunculuklarıyla öne çıkan bu kara komedi, 2025 Imagine FF (Amsterdam) En İyi Avrupa Fantastik Film ödülünü kazandı.
Nirvanna the Band the Show the Movie adını Kanada’nın kült dizisinden alıyor. Sahneye çıkma hayali kuran iki arkadaşın, icat ettikleri zaman makinesiyle 2008’e gitmesiyle gelişen absürt hikâye, Toronto ve SXSW’de izleyici ödüllerini kucakladı.

“Yaz Kampı’’ bir yaz kampında çocuklarla büyüklerin tanıdık ilişkileri, sohbetleri, dertleri, şakalarını yaz günleri gibi sıcak, bazen hüzünlü, çokça eğlenceli bir şekilde sunuyor.
Rotterdam Film Festivali’nin kapanış filmi “3. Katta Cinayet’’ Arka Pencere’ye öykünen Hitchcock esintili anlatımıyla mizah ve gerilimi dengede tutan eğlenceli bir anlatı kuruyor.
Locarno’da En İyi Kadın Oyuncu ve Saraybosna’da En İyi Yönetmen ödüllerini kazanan Sorella Di Clausura, takıntılı bir aşktan yola çıkan, pembe dizi dramlarından ilhamla sıradışı bir komedi.
Biri saçlı ve başarılı, biri kel ve sıradan… Alter Ego, bu tuhaf komşuluğu yer yer komik, yer yer gerilimli bir hikâyeye dönüştürüyor.
Venedik Günleri’nde En İyi Film seçilen Amir’in Kararı, gitmek ile kalmak arasındaki o belirsiz duyguyu sakin ve incelikli bir dille anlatıyor, bir yandan filme adını da veren yönetmen Amir Azizi’nin benliğinin bir parçası olan Tahran’ın çok özel ve özgün bir manzarasını çiziyor.
“İran’dan Feryat’’ yasaklara rağmen sokaklarda şarkı söylemeye başlayan Seti’nin kısa sürede kendi kuşağının isyanının sembolüne dönüşmesini izliyor. Karlovy Vary’de Özel Jüri Ödülü kazanan film, Soheil Beiraghi’nin yönetiminde müzikle şekillenen güçlü bir karşı çıkış hikâyesi anlatıyor.
“Denize Doğru’’ büyük halası Alev’in izini süren Deniz’in geçmişle kurduğu bağı yeniden keşfettiği bir yolculuğu anlatıyor. İstanbul doğumlu Alexandre Büyükodabaş’ın La Jetée’den esinlenen ilk uzun metrajlı filmi, hafıza ve köken üzerine kişisel bir anlatı kuruyor.

Berlin’de prömiyerini yapan Jérémy Comte’un ilk uzun metrajı “Cennet’’ kayıp ve aidiyet duygusu etrafında ilerleyen gerilimli bir hikâye. Birbirinden binlerce kilometre ötedeki iki babasız gencin yolları Cennet’te kesişir mi?
Sundance’te dünya prömiyerini yapan Sierra Falconer’ın ilk uzun metrajlı filmi ‘’Göl Hikâyeleri’’ gündelik hayatın içindeki küçük dönüşümleri iç içe geçen üç tatlı hikâyeyi sıcak bir dille anlatıyor. Ortak mekân tabii ki Michigan eyaletindeki Green Lake.
“Kısa Yaz’’ sekiz yaşındaki Katya’nın dedesi ve ninesiyle taşrada doğaya karıştığı bir yazı izliyor; anılarında bulutlar süzülse de büyükler suskun, uzak bir savaşın gölgesi güneşi kapatmaktadır. Venedik’te En İyi İlk Film ve Chicago’da Altın Hugo (Yeni Yönetmenler) ödüllerini kazanan Nastia Korkia’nın 16mm’ye çektiği ilk uzun metrajı, sade ve dokunaklı bir anlatı sunuyor.
Kukla’nın Locarno’da prömiyerini yapan bol ödüllü ilk uzun metrajlı filmi “Fantasy’’ özgürleşme arayışını merkezine alıyor. Muhafazakâr bir çevrede yaşayan üç genç kadın, hayatlarına giren ve hiçbir kalıba sığmayan Fantasy sayesinde kendi kimliklerini ve arzularını sorgulamaya başlıyor.
Şiirsel gerçekçi olarak öne çıkan Ish, Venedik Eleştirmenler Haftası’nda Halkın Seçimi ödülünü kazandı. Filme adını veren on iki yaşındaki Ish, iki çocuğun dostluğu üzerinden, büyümenin getirdiği yabancılaşma ve kaygıyla şekillenen bir geçiş dönemine odaklanıyor.
“Dün Gece Teb Şehrini Fethettim’’ Venedik Günleri’ni iki ödülle tamamladı. Zamansız bir Roma hamamında dinlenen, yorgunluk atan, sohbet eden erkekler (askerler, turistler, gezginler)…
Gençlik Ateşi, kırkıncı yılına özel restore edilmiş kopyasıyla festivalde. Demi Moore ve Rob Lowe’un başrollerini paylaştığı film, kesişen hayatlar üzerinden gençliğin o geçiş dönemine bakıyor.


