Nazan Akpınar Yazdı
Bir önceki sayıdaki yazımda ,ara vermiş olduğum konuya, Nişantaşı,Teşvikiye ve Maçka semtlerinin hikayesine döndüğümde, bu bölgenin günümüze değin geçen sürede uğradığı değişimler bir film şeridi gibi gözlerimin önünden kaymakta, adeta o günler yeniden canlanmaktadır.
Doğduğum günden, ilkokulu bitirene değin yaşamış olduğum Şişli’den Nişantaşı’na gelişimiz 1955 yılına rastlar. O yılların Nişantaşı’sı, tüm kentimizin de olduğu üzere, bugünkü görünümünden çok farklı bir durum yansıtıyordu. Rumeli Caddesi’nden ‘’Nişan Taşı’’ nın bulunduğu dört yol kavşağına gelindiğinde atmosfer birden bire değişir, daha göreceli kalabalık olan Osmanbey tarafının aksine kendimizi tenha ve sakin bir ortamda bulurduk.
İki tarafında 1910-1930 yılları arasında ,çoğunluğu İtalyan mimarlar tarafından tasarlanmış dönemin aile apartmanları ile ,o zamanlar hala Osmanlı döneminden kalabilmiş bazı konaklarda eğitimin sürdürüle bilindiği okulların yer aldığı Teşvikiye Caddesi ve devamı Silahhane (günümüzde Maçka) Caddesi semti boydan boya geçerek Maçka Meydanı’na ulaşırdı.
1940 ve 1950’lerden sonra inşa edilmiş,cepheleri daha sade görünümlü ,geniş pencereli,zamanın önemli Türk mimarlarının tasarımları olan modern apartmanlar da ara ara görünür olmaya başlamıştı. Semtin tarihini yansıtan Teşvikiye Camii, Harbiye Karakol binası, Işık Lisesi’nin binası ki o zamanlar henüz yanmamış olan Naciye Sultan Konağı, günümüzün Maçka Teknik Lisesi’nin bulunduğu eski İtalyan Konsolosluğu, caddeye ismini veren Silahhane Kışlası ve Maçka Karakol hanesi, günümüzün İTÜ binaları tümüyle semte ayrıcalıklı bir görünüm sağlıyordu.
Teşvikiye ve Maçka Caddelerine paralel olarak Dolmabahçe’ye inen Emlak (Abdi İpekçi) ve Eytam (Mim Kemal Öke) caddelerini kuzeyde kesen ,bir ucu Fulya’ya bağlanan ,bir tarafından da Harbiye’ye ulaşan Valikonağı Caddesi bu semtlerin bel kemiğini oluşturur.
XX.Yüzyıl başlarında kentimizde otomobil sayısı çok az olduğundan ,trafik sorunu henüz oluşmadığı gibi,caddeler de çift yönlüydü.
1913 yılında elektrikli tramvaylar çalışmaya başlayınca,Taksim-Şişli hattından Harbiye’de bir kol ayrılarak,Maçka’ya tramvayın ulaşması sağlanmıştı.1914 yılından başlayarak bu semtlere de gidiş gelişlerin kolaylaşması,semte farkedilen bir hareketlilik getirmişti.
Maçka Meydanı’nda ,Akaretler Yokuşu’nun başındaki tarihi mezarlığın önünde kapalı bir durak bulunurdu.Maçka-Tünel ve Maçka-Beyazıt tramvayları buradan kalkarak ,Nişantaşı,Harbiye, Taksim,Tünel veya Harbiye,Taksim üzerinden,Karaköy,Sirkeci,Beyazıt güzergahında çalışırlardı.1961 yılında yeterli olmadıkları savıyla tramvayların kaldırıldığını çok iyi hatırlarım.Tramvayların yerine troleybüslerin çalışmaya başladığı tarihe kadar,caddelerin paket taşları ile kaplandığını,daha sonra da rayların sökülerek asvalt döşendiğini gözlemlemiştim.
1955 yılından itibaren,Teşvikiye’ye geldiğimiz dönemde ben de Maçka-Beyazıt hattını kullanarak üniversiteye giderdim.Elektrik kesintileri nedeniyle sıkça arızalanan ve yolların tıkanmasına sebep olan troleybüsler 1984 yılında yerlerini otobüslere bırakmıştı.


