Harika Ören Yazdı
Uzun ve bol güneşli günler aniden geliverdi. Sıcaklar mevsim normallerinin üstünde seyretmeye başladı. Hayallerimizde, güneş, deniz, kum, huzurla doğayla kucaklaşmak, bucaksız maviler var; soğuk kış günlerinde içimizi ısıtan tatil programlarını ucundan yakalamak var.
Hayallerimizde, sıcak öğlen sonralarında hamaklarda, şezlonglarda pineklerken kitaplarımızı okumak; yaz bahçelerinde meyve ağaçlarından sepetimizi doldurmak var.
Hayallerimizde, asırlık zeytin, ıhlamur ağaçlarının altına serilen piknik örtülerine bağdaş kurup, aynı sofradan ailece huzurla yenecek yemekler; gün batımında hasret yerine yudumlayacak lal rengi şaraplar var.

Hayallerimizde, arkadaşlarımızla, dostlarımızla paylaşacağımız yolculuklar; türkuaz denizlerin beyaz dalgalarında kaybolmak var.
Hayallerimizde, yaz melteminin kollarında, belki aşklarında kavrulmak; dilimiz buz gibi dondurmaların tadına bakarken, elimizi sevgilinin sıcak avuçlarına bırakmak var.
Hayallerimizde ılık akşam üstlerinde kıyılardan, teknelerden denizlere olta savurmak, akşam sofrasına gelecek balıkların tadı; kadehlerde yaşama meydan okumak, doyasıya kahkaha atmak var.
Hayallerimizde yeşil yosunların kokusu, martıların çığlıklarına karışan gülüşmelerin selfileri; yeşil yamaçların sıcağının mavi sularda eridiği eşsiz kıyılarımızda serinlemek var.

Hayallerimizde uzun yürüyüşler sonrası alınacak duşun ardından içilecek Türk kahvesi keyfi; ayın şavkına karışan buğulu seslerin, gönülden okunan ezgilerin keyfinde kaybolmak var.
Ah hayaller alıp götürüyor da ‘’Bu senin dediklerini yapacak olan var, yapamayacak olan var. İmkan meselesi.’’ Dediğinizi duyar gibiyim. Doğrudur. Diyorum ki biz Yaz’a gidemezsek, O’nu evimize getirebiliriz.
Nasıl mı? İçinde yaşadığımız evi küçük dokunuşlarla yaz havasına sokuverelim.
İnternetten balkonumuza bir-iki bakımı kolay sardunya çiçeği, yaz desenleriyle süslü kumaşla kaplanmış basit bir sedir, desenli bir kilim, neşeli duvar süsleri, renkli küçük lambalardan, ledlerden oluşan aydınlatma, küçük bir fener (içinde mum yakabileceğiniz) bir rüzgargülü ya da çanı alıp hemen işe koyulalım. Bir-iki hasır tabure ekleyelim. Havası değişsin. Belki balkonumuzda bir iki dost ile muhabbet ederiz.

Ya balkonumuz yoksa… Malum yeni evlerde bu sıkıntı mevcut.
O zaman içmekan farklılık yaratma çabasına girmek gerekiyor. Koltukların üzerine renkli çiçekli örtüler serer, çıpa desenli yastıklar atabilir; camların önüne, üzerine istediğimiz desenleri çizip boyadığımız saksılar içine mor menekşeler koyabilir, bütün kış baktığınız duvar tablolarımızın yerine 2-3 sahil, yelkenli, erguvan ağaçlı, mor salkımlı beyaz evlerin bulunduğu peysajlar asabiliriz, değil mi? Sehpalarımızı çakıl taşları, deniz kabuklarından oluşan aksesuarlarla neşelendirip; küçük cam su şişelerine renkli sular koyabilir, yayvan su dolu bir kap içinde yüzdüreceğimiz papatyalarla doğayı evimize taşıyabiliriz.
Renkli bir sepet içine yerleştireceğimiz kitaplarımız, sehpa üstüne yerleştireceğimiz sevdiğimiz birkaç hayvan biblolarıyla Yaz’ı evimize taşıdık bile.

Kim bilebilir? Belki bir dostun yazlık evinde bir hafta sonu, bütçemize uygun 5-6 gün geçirebileceğimiz bir apart yazlık bile sürpriz olarak karşımıza çıkabilir.
Yaz, sahilsiz olmaz. Serin yaz akşamları piknik sandalyemizi sırtlayıp deniz kıyısında mehtaba çıkmak, açık havada dünya işlerini bir yana bırakıp sosyalleşmek ve yaşamı solumak bile bizlere son derece iyi gelecektir.
Yaz, güneşin ışıldayan dalgasının kıvrımıyla, koşmaktan yorulan yüreklerimize huzur; yaz taze balıkların tadında, güneşin insanoğluna armağanı efsane bir mevsimdir. Yaz bir yolculuktur. Kaç kere yapılabileceği meçhul, büyük bir tutkudur. Bahar Yaz’a dönerken O’nu yakalayalım. Kısa sürede yerini sonbahara bırakmadan keyfini çıkaralım.


