Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat Yazdı
Psikiyatr – İstanbul Beykent Üniversitesi Psikoloji Bölümü
Akran zorbalığı, genellikle okul ortamında gerçekleştirilen, daha güçlü/baskın ergenlerin daha zayıf ergenlere karşı sistematik ve tekrarlayan zarar verme davranışlarıdır. Bu davranışlar fiziksel (itme, vurma), sözel (alay, hakaret), sosyal (dışlama, dedikodu) ve siber (çevrimiçi taciz) biçimlerinde olabilir.
Zorbalıkta temel özellikler güç dengesizliği ve tekrarlayıcı şekilde zarar verme amacıdır. Araştırmalar, zorbalığın tekrarlayıcı olduğunu ve güç dengesizliği içerdiğini, yalnızca “bir kavga” olmadığını, ergenler arasında sistematik bir sosyal kontrol aracı olduğunu göstermektedir.
Epidemiyolojik çalışmalar, zorbalık ve zorbalığa maruz kalmanın yaygın bir problem olduğunu göstermektedir. Uluslararası çalışmalara göre, genellikle ergenlerin %10–35’i tekrar eden zorbalıktan ötürü mağduriyet yaşamaktadır. Fiziksel şiddet ve zorbalık birçok coğrafyada okul şiddeti göstergeleri arasında bildirilmektedir. Yayınlar, zorbalığın özellikle erken ergenlik döneminde yüksek olduğuna işaret etmektedir.
Akran zorbalığını ve şiddeti etkileyen birçok sebep söz konusudur. Bireysel faktörler arasında psikolojik iyilik halinin düşük olması ve özgüven düşüklüğü yaygındır. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve Davranım Bozukluğu gibi dikkat ve davranışsal problemler zorbalığa yatkınlığı biyolojik risk faktörleri üzerinden arttırabilir.
Zira, bu çocuklar dürtü kontrolleri zayıf olan bireyler olup karşı tarafı kolayca kışkırtırlar ve kolay tahrik edilirler. Sosyal faktörlere bakacak olursak, aile ilişkileri, akran grubuna dair iç dinamikler, okulda ilişkilere yönelik iletişim iklimi, öğretmenlerden alınan sosyal destek düzeyi zorbalık davranışlarını şekillendirir.
Aile içi çatışmaya, duygusal ve fiziksel şiddete ve ihmale maruz kalan ergenlerde akran şiddetine eğilim artmaktadır. Sorunlarla başa çıkma stratejisi olarak şiddete başvuran ebeveynler, ergen çocuklarına bu anlamda olumsuz bir rol modeli teşkil ederler. Buna ek olarak akran baskısı, grup psikolojisi içinde hareket etme dürtüsü, kıskançlık ve sosyal statü arayışı, zorbalık davranışlarının bir tetikleyicisi olarak rol oynayabilir.
Zorbalığın psikososyal sonuçları toplum ruh sağlığı açısından büyük önem arz etmektedir. Zorbalığa maruz kalmak, gencin üzerinde hem kısa hem de uzun vadede önemli psikolojik etkiler yaratır. Bunlar şu şekilde özetlenebilir: Zorbalığa maruz kalmanın anksiyete ve depresyon belirtilerini arttırdığı ve düşük benlik saygısıyla ilişkilendirildiği bilinmektedir.
Sosyal çekilme, okul başarısında düşüş, kaçınma davranışları görülebilir. Saldırgan davranış sergileyen ergenlerin ruh sağlığının da ciddi şekilde olumsuz şekilde etkilendiği saptanmıştır. Dolayısıyla söz konusu olan bu olumsuz psikolojik etkiler, sadece zorbalığın mağdurları için değil, zorbalığa karışan kişiler ve gözlemciler için de geçerlidir. Ergenlerdeki fiziksel kavga, tehdit etme ve edilme, sosyal açıdan dışlanma gibi yaşantılar okul şiddetinin farklı yüzleridir ve her biri zorbalıkla örtüşür.
Önleme ve müdahale stratejilerine göz atacak olursak; okullarda duygusal ve sosyal beceri öğrenim programlarına yer verilmesi, psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaşması, akran gruplaşmalarına müdahalelerin arttırılması, akran ilişkilerini güçlendirmeye yönelik eğitimler, ailelere ve öğretmenlere yönelik eğitimlerin verilmesi önemlidir.
Aile eğitimlerinde şiddetin sorun çözme yöntemi olarak empoze edilmemesine büyük önem verilmelidir. Araştırmalar, okul arkadaşları arasındaki sosyal destek ağının güçlendirilmesinin zorbalığı azalttığını göstermektedir. Ek olarak, zorbalığa karışan gençler, davranışsal ve duygusal sorunları olan bireylerdir ve erken psikiyatrik/psikolojik müdahale ile bu davranışların yönü değiştirilebilir.
Ergenlik, kimlik gelişimi, sosyal beceriler ve akran ilişkilerinin yoğunlaştığı bir dönemdir. Bu dönemde zorbalık ve akran şiddeti hem mağdurlar hem de toplum için ciddi sonuçlar doğurabilir. Dolayısıyla, okullar ve aileler toplumsal bir duyarlılık içinde birlikte çalışarak pozitif sosyal ilişkileri destekleyen ortamlar yaratmalıdır.


